Her 4 kişiden 1'inde görülüyor! 45 yaş sınırına aldanmayın, ailesinde kanser geçmişi olanlara -10 yıl yöntemi uygulanmalı!

Endoskopi ve kolonoskopi, 45 yaş üstü tüm bireylerin rutin olarak gerçekleştirmesi gereken kontrollü işlemlerdir. Halk arasında her iki işleme karşı büyük bir önyargı bulunsa da uzmanlar sık sık bu uygulamaların önemine dikkat çekmektedir. Peki, endoskopi ve kolonoskopi nedir, neden önemlidir? İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk, endoskopi ve kolonoskopi hakkındaki endişeleri gidermek ve son gelişmeleri aktarmak için Posta.com.tr'ye önemli açıklamalarda bulundu. İşte konuya ilişkin detaylar...

Beyza Erdoğan - Posta.com.tr / Uzmanlar , kanser hastalıklarına erken teşhis için önemli bir tarama yöntemi olan ‘endeskopi ve kolonoskopi’yi özellikle 45 yaş üstü herkes için önermektedir. Halk arasında her iki tarama için de bazı yanlış bilgiler olduğunu ve bazı kişilerin bu sebeple endişelendiğini ifade eden uzmanlar, sağlık kurumlarında ve hekimler tarafından yapılan işlemin son derece önemli olduğunu vurgulamaktadır. www.posta.com.tr

ENDOSKOPİ VE KOLONOSKOPİ NEDİR?
Halk arasında endoskopi ve kolonoskopi dendiğinde yoğun bir kaygı ve endişe gözlemlenir. Uzmanlar ise hemen herkesin çekindiği bu uygulamaların aslında hayati öneme sahip olduğunu ve diğer rutin kontroller kadar doğal olduğunu sık sık dile getirmektedir.
İşlemler ve dikkat edilmesi gerekenleri irdelemeden önce endoskopi ve kolonoskopi kavramlarına hakim olmak gerekir. Endoskopi kelimesinin tam karşılığına bakacak olursak, 'endo' iç demektir, 'skop' ise bakı-görüş demektir. Endoskopi iç bakı anlamına gelir. Biraz açmak gerekirse, içi boş boru şeklindeki organların ucunda ışıklı bir fiberoptik kamera ile taranmasıdır. Aslında endoskopi tüm bu işlemlerin genel adıdır. Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının incelenmesine gastroskopi, kalın barsak ve ince barsağın son kısmının incelenmesine kolonoskopi denir.

ENDOSKOPİ VE KOLONOSKOPİ KİMLERE YAPILIR?
Endoskopi her yaş grubuna yapılabilir. Hastaların işlem esnasında hayatı riski olmadığına doktorları tarafından kanaat getirildiği sürece hastaların yaşları veya sahip oldukları ek hastalıklar endoskopiye engel değildir. Endoskopi işlemi kronik şikâyetleri olan hastalara mutlaka uygulanmalıdır. Bunlar;
- İshal
- Kansızlık
- Ağız kokusu
- Ağızdan veya makattan kan gelmesi
- Yutma güçlüğü
- Reflü
- Mide ağrısı
- Hazımsızlık
- Kusma
- Bulantı
- Kilo kaybı
- Göğüs ortasında yanma hissi
- Çölyak hastalık şüphesi olan hastalar
- Ailesinde kanser öyküsü olanlardır.

KOLONOSKOPİDE ASLINDA AĞRI HİSSEDİLMEZ!
Kolonoskopi tarama amaçlı yapılabildiği gibi tanı ve tedavi amaçlı da yapılır. 45 yaş üstü kanser riski arttığı için bu işlemlerin rutin hâle getirilmesi önemlidir. Kolonoskopi ile ilgili en korkulan kısım işlem sonucu çekilecek ağrıdır. Uzman Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk 'ağrı' endişesinin gerçeği yansıtmadığına şu sözleri ile dikkat çekti:

"Kolon polipleri barsak (kolon) kanseri için öncü oluşumlardır. Polipler, kalın barsak yüzeyinde mukoza denen tabakadan barsak kanalına (lümen) doğru anormal büyüme sonucu gelişen barsak oluşumlardır. Polipin endoskopi yardımı ile çıkarılması işlemine ise polipektomi denir. Hasta polipektomi işlemi esnasında acı, ağrı hissetmez. Poliplerin çapları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebilir. Polipektomi sonrası polipler patolojiye gönderilerek polip yapısı ve karakteri belirlenir. Poliplerin boyutu, karakterine göre hastaya belli zamanlarda kolonoskopi taraması ile kolon kanserine yakalanması engellenmiş olur."

HER 4 KİŞİDEN BİRİNDE GÖRÜLEBİLİR!
Kolon kanserinin ilk belirtileri arasında polip oluşumu yer alır. Bu durumun kontrol edilmesi ise kolonoskopiye bağlıdır. Uzman Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk; "Gastroenterolojide sindirim sistemi olarak adlandırılan yemek borusu, mide, ince barsak ve kalın barsak (kolon) hastalıkları ile karaciğer, safra yolları ve pankreas hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile ilgilenen bilim dalıdır. 45 yaş üzeri her 4 kişiden birinde polip görülmektedir. Polipler ilerleyen zamanlarda kansere dönüşme potansiyeli olan oluşumlar olduğu için 45 yaş üzeri bireyler şikâyetleri olmasa dahi taranmalıdır. Şikâyetleri geliştiği zaman maalesef geç kalınmış olunacaktır. Tecrübeli ellerde endoskopi korkulacak bir yöntem değil tam tersi hayata bağlayan bir yöntemdir." dedi ve her iki işlem için de dikkat edilmesi gerekenler hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu.

KAPSÜL ENDOSKOPİ METODU YAYGINLAŞTI!
Klasik endoskopik işlemlerden korkanlar için hem daha az acılı hem de daha pratik olan kapsül endoskopi uygulaması da oldukça yaygınlaşmış durumda. Uzman isim bu işlem ile ilgili olarak;
"Kapsül endoskopi; tüm gastrointestinal sistem taramak amacıyla kullanılmakla beraber esas olarak gastroskopi ve kolonoskopi ile ulaşılamayan ince barsakları incelemek amacıyla yapılan bir tetkiktir. Kapsül içindeki mikroçipler ile elde edilen dijital görüntüler bilgisayara aktarılarak görüntü elde edilir. Kapsül; irice bir hap büyüklüğündedir. Kapsül içerisinde mini bir kamera, ışık, mikroçip, anten ve bataryası bulunan kablosuz bir cihazdır. Kapsül mide ve barsakların hareketleri sayesinde ilerler ve yüzlerce resim alır. Standart kapsüller saniyede iki resim çekebilirken daha gelişmiş kapsüllerde bu sayı 18’e kadar ulaşabilmektedir. Kapsülün çektiği resimler hastaların üzerinde taşınabilen bir kayıt cihazında depolanır." dedi ve sözlerine şu şekilde devam etti:

"Kapsül endoskopi; sebebi bulunamayan sindirim sistemi kanamalarında, kanamanın yerinin tespitinde, Crohn hastalığının ince barsak tutulumu tespitinde, Çölyak hastalığı teşhis ve takibinde, ince barsak ve sindirim sistemi polipleri tespitinde ve ya kanseri taramasında kullanılabilir.
Kapsülü yutma işleminden bir gün önce tanesiz ve sulu gıdalar tüketilmelidir. Çorbalar dahil olmak üzere tüm gıdalar sıvı ve tanesiz olmalıdır. Ihlamur, elma suyu ve çay gibi berrak sıvı gıdalar alınabilir. Fakat vişne suyu, nar suyu ve ya şalgam gibi kırmızı renkli içecekler, tetkik sırasında kan görüntüsü verebileceklerinden dolayı tercih edilmemelidir. Kapsül öncesi sıklıkla görüntü kalitesini artırmak ve kapsülün barsaktan ilerleyişini kolaylaştırmak için ishal yapıcı bir ilaç da uygulanır.

Hastaların kapsül yutmadan önce 12 saat aç olması uygundur. Kapsül aktif hale getirildikten sonra bir bardak su yardımı ile yutulur. Yuttuktan 2 saat sonra sulu, berrak gıdalarla ile beslenmeye başlanır. 4 saat sonra normal gıda alımına geçilebilir. Kapsül ortalama 8-10 saat sonra dışkı ile atılır. Nadiren kapsülün atılması 72 saate kadar uzayabilir. İşlem ağrısız ve kolay bir işlemdir. Her yaş grubuna uygulanabilen bir işlem olup sadece gastrointestinal sistemde tıkanıklığı olan hastalarda tıkanıklığın olduğu yerden ilerleyemeyeceği için kontraendikedir."

AİLESİNDE KOLON KANSERİ OLANLARDA -10 İŞLEMİ UYGULANMALI!
45 yaş ve üstü bireylerde kolonoskopik kontrollerin düzenli olarak gerçekleştirilmesi gerektiği bilinen bir durum. Ancak ailesinde kanser geçmişi olanlar için durum daha farklı işliyor. Uzman isim ailesinde kolon kanseri olanlar için kontrollerin -10 yöntemi uygulanarak gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayça Gökçen Değirmenci Saltürk:
"45 yaş sınırımız ailesinde barsak kanseri olmayan ve şikayeti bulunmayan kişilerde tarama amaçlıdır. Ama ailesinde barsak kanseri olan kişilerde ailesinde ilk tanı aldığı yaştan 10 yaş önce taramaya başlanmasını öneriyoruz. Tarama esnasında polip saptanırsa polibin makroskopik ve mikroskobik bulgularına göre hangi sıklıkla tarama yapacağımızı belirliyoruz. Bu da hastadan hastaya değişiyor." dedi.

ARTIK AMELİYATA GEREK KALMADAN DOĞRUDAN MÜDAHALE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR!
Uzman isim son olarak endoskopik uygulamaların yıllar içerisindeki gelişimine dikkat çekti ve, "Ağızdan kan gelmesi , makattan kırmızı renkte kan gelmesi veya dışkının katran renginde olması bize mide kanaması olduğunu düşündürmektedir. Bu durumlarda hastanın tansiyon , nabız gibi hayati bulguları değerlendirilir, hastanın hayati tehlikesi yoksa 12 saat içerisinde endoskopi yapılması gerekir. Endoksopi esnasında kanayan yer tespit edilir. Kanayan bölgeye damar büzücü ilaçlar müdahale edilerek kan akışının o bölgeye gidişi azaltılır. Sonrasında hemoklipslerle kanayan yara dudakları birleştirilerek kapatılır. Bazen bu müdahaleler işe yaramayabilir o zaman kanama alanına pıhtılaşmayı sağlayıcı ilaçlarlar püskürtülebilir.
Mesela bundan 20-30 yıl önce mide kanaması geçiren bir kişinin operasyon esnasında ancak midesinin bir bölümü veya tümü çıkarılarak kanaması durdurulabilirken, şu anda endoskopi işlemi esnasında kullanılan bazı damar büzücü ilaçlar ve klipler sayesinde kanama odağı bulunup direkt o bölgeye müdahale edilebilir. Böylece hasta büyük bir ameliyat geçirmekten kurtulmuş olur ve birkaç gün içerisinde günlük hayatına dönüş yapabilir. Ayrıca ameliyata ve organ kaybına bağlı komplikasyonları yaşamamış olur. " diyerek sözlerini noktaladı.