Yalnızca cilde değil iç organlara da zarar veriyor! Uzmanı uyardı: Bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantılı

Sedef hastalığı, dünya genelinde pek çok insanı etkileyen, ciltte pullanmalara ve iltihaplanmalara neden olan kronik bir hastalık olarak öne çıkıyor. Bu hastalık hakkında halk arasında birçok yanlış bilgi bulunuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Sertaç Sever, sedef hastalığı hakkında merak edilenleri ve doğru bilinen yanlışları Posta.com.tr okuyucuları için açıkladı...

Sinem Paksoy-Posta.com.tr/Birçok kişi, sedef hastalığını sadece estetik bir sorun olarak görse de aslında bu hastalık fiziksel ve psikolojik açıdan oldukça zorlu olabiliyor. Bu sebeple, Sedef hastalığına dair bilgi kirliliği, hastaların tedavi süreçlerini zorlaştırabiliyor ve toplumda damgalanmalara yol açabiliyor.

YALNIZCA FİZİKSEL ETKİLERİ BULUNMUYOR
Uzman isim: "Sedef hastalığı hakkında toplumda pek çok yanlış bilgi bulunuyor. Bunlardan ilki, 'sedef hastalığının bulaşıcı olduğu' yönündeki inanış. Ancak bu tamamen yanlış. Sedef, otoimmün bir hastalıktır; yani bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi sonucu gelişir ve bulaşıcı değildir." sözleriyle sedef hastalığıyla ilgi oldukça yaygın bir yanlış bilginin doğrusunu açıkladı.

Bir diğer yaygın yanlış ise sedef hastalığının yalnızca deriyi etkilediği yönünde olması. Oysaki sedef sadece ciltle sınırlı kalıyor. Aynı zamanda eklemleri de ve birçok iç organı da etkileyebiliyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Sertaç Sever, bazı insanların stresin sedef hastalığını tetiklediğini düşündüğünü fakat stres doğrudan hastalığa neden olmadığını belirtiyor. Ancak stresin mevcut hastalığın alevlenmesine sebep olabileceğinin de altını çiziyor. Yani, stresin etkisi hastalığı başlatmıyor ama var olan durumun ciddiyet kazanmasına neden olabiliyor.

TAMAMEN TEDAVİ EDİLEMİYOR
Sever: "Bir başka yanlış inanç ise sedef hastalığının tamamen tedavi edilebileceği yönündedir. Maalesef, sedefin kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak, hastalığın şiddeti ve belirtileri uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilir. İlaçlar, fototerapi ve yaşam tarzı değişiklikleri bu süreçte önemli rol oynamaktadır." sözleriyle bu hastalığın tedavisinin tamamen mümkün olmadığını belirtti.

CİLT BAKIMINA DİKKAT EDİLMELİ
Dr. Sertaç Sever, sedef hastalığına sahip bireylerin cilt bakımında dikkat etmeleri gereken önemli noktalara değindi.

"Öncelikle, parfümsüz ve yoğun nemlendiricilerin (shea yağı, üre içeren kremler) kullanılması gerekiyor. Cildin kurumasını engellemek için ılık suyla kısa süreli duş almak önemli çünkü sıcak su cildi kurutabiliyor. Ayrıca, sabunsuz temizleyiciler veya hassas ciltler için özel ürünler tercih edilmeli. Güneşten korunma da hastalığın ciddiyetinin artmaması için büyük önem taşıyor; kontrollü güneş maruziyetinin bazı hastalarda faydalı olabiliyor ancak aşırı UV ışınları gerekiyor."

SOĞUK KOMPRES UYGULAYABİLİRSİNİZ
Kaşınmanın yeni lezyonların oluşmasına yol açabileceğini belirten Dr. Sertaç Sever, kaşıntıyı önlemek için soğuk kompres uygulamanın iyi bir çözüm olabileceğini belirtiyor. Son olarak, sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekiyor; omega-3 içeren besinler (balık, ceviz, keten tohumu) ve anti-inflamatuar diyetin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini ifade ediyor.

20 İLA 30 YAŞ ARASINDA SIK GÖRÜLÜYOR
Dr. Sertaç Sever, sedefin yaş gruplarına göre farklılıklar gösterdiğini belirtiyor.
"Bebek ve çocuklarda nadir görülen sedef, genellikle guttat tipi (küçük damla şeklinde lezyonlar) olarak ortaya çıkıyor ve çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonları sonrası gelişiyor. Genç ve orta yaşlı yetişkinlerde ise sedef hastalığının en sık başlangıç yaşı 20-30 yaş arası olarak biliniyor ve bu grupta kronik plak tipi en yaygın formda görülüyor, bu da yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Yaşlılarda ise sedef hastalığı daha şiddetli bir seyir izleyebiliyor. Ayrıca eklem tutulumu (psöriatik artrit) yaşlılar arasında daha sık görülüyor ve kullanılan bazı ilaçlar (örneğin beta blokerler) hastalığı kötüleştirebiliyor."

Uzman isim, sedef hastalığının kişiyi ciddi şekilde etkileyebilen bir rahatsızlık olabileceğine ancak doğru tedavi, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli bakım ile kontrol altında tutulabileceğini söyledi.