Geçmişte yurt dışında hangi ülkeye gitsem Türk futbol takımlarından konu açılır ve Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımlarda oynayan yıldız sporcuların isimlerinden bahsedilirdi. Uzunca bir süredir ise ziyaret ettiğim ülkelerde Türk dizilerinin konuşulduğunu görüyorum. Üstelik sadece İran, Irak, Mısır gibi Türkiye’ye kültürel olarak yakın ülkelerde değil Latin Amerika’dan Orta Asya’ya, Rusya’dan Yunanistan’a kadar neredeyse her yerde muazzam bir Türk dizisi trendi söz konusu. Bayramda izleyicilerimizin sıcak gündemin dışında içeriklere de ilgi duyacağını tahmin ederek CNN Türk’teki ‘Hafta Sonu’ programımda bu doğrultuda özel bir yayın gerçekleştirdim.
Konuğum da, bu konuları çok iyi bilen, sektörün en önemli isimlerinden Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı oldu. Geçmişte de televizyonda birlikte çalıştığımız Yancı, CNN Türk’te ve Kanal D’de haber ve programlarda çok yüksek izlenme oranlarını yakalamayı başarmış bir yönetici. Murat Yancı, dizilerin Türkiye’nin stratejik ileri savunma hattı olduğunu söyledi. Bu yapımların farklı uluslardan milyonlarca insana Türkçe öğrettiğinin altını çizdi. Kanal D’nin Emmy Ödülü’nü alan ‘Yargı’ dizisini, ‘Uzak Şehir’ dizisindeki Sezen Aksu imzasını, Mardinlilerin gösterdiği büyük ilgiyi, Yılmaz Erdoğan’ın bu yapımlara getirdiği ciddi katkıyı, dizilerin yükselen maliyetleriyle ilgili güçlükleri de ele aldık. Murat Yancı’nın açıklamalarını özetleyerek aktarıyorum:
Çok eskiden mesela Geceyarısı Ekspresi dünyadaki imajımızı bozmuştu ama şimdi geldiğimiz noktada yurt dışına gittiğimizde inanılmaz büyük bir sempati, Türkiye’ye yönelik pozitif bakış açısı var.
Cezayir’e gitmiştik. Sokakta yürürken 10-15 yaş arası kızlı-erkekli çocuklar etrafımızı sardı. Bizden daha iyi Türkçe konuşuyorlar. Tabii dedik ki ‘Türk müsünüz?’, Türk olmadıklarını söylediler. ‘Peki, Türk okuluna mı gidiyorsunuz?’, ‘Hayır’. ‘Peki, nereden Türkçe öğrendiniz?’ diye sorduğumuzda tamamen Türk dizileri sayesinde öğrendiklerini anlattılar. Kanal D’de yayınlanan bütün dizilerin tamamını oyuncularıyla biliyorlar. Sadece Cezayir değil, dünyanın neresine gidersek gidelim böyle bir şey oluştu.
Bu sektör aslında o kadar önemli ve değerli ki turizm çarpanı var. Dizilerdeki yerleri görmek istiyorlar. Dünyanın dört bir köşesinden insanlar buraya geliyor, döviz bırakıyorlar. Dizideki aksesuarı, mobilyayı, kıyafeti internet üzerinden sipariş ediyorlar. Böyle bir katma değer etkisi var. 1 milyar dolara yaklaşıyor ve dünyada dizi ihracatında ilk üçteyiz. Stratejik sektör haline gelen dizi ve yapım sektörünün kıymetini bilmemiz lazım.
Son yıllarda özellikle YouTube, Instagram, X gibi dijital platformların önü açılıyor. Bu bence bir milli güvenlik sorunu. Bunu son İsrail-Gazze olayında da gördük. Öyle algoritmalar uyguluyorlar ki sen istediğin şeyi söyle, onun vatandaşla buluşmasını sağlayamıyorsun. Kazandıkları parayı tamamen yurt dışına götürüyorlar. Türkiye’nin kanunlarını çoğu zaman yok saymaya çalışıyorlar.
Dünyada bir iletişim savaşı yaşanıyor. 3. Dünya Savaşı, iletişim ve medya alanında çoktandır devam ediyor. Tabii ki hiçbir şey yasaklamasın ama şöyle de bir durum var; herhangi bir konuda söyleyeceğim şey Elon Musk’ın iki dudağı arasında neden olsun? Veya Zuckerberg’in insafına neden bırakalım? İletişim savaşı dediğimiz ortamda dizilerimiz 150 ülkeye yayılmışken buraları korumamız, milli medya kurumlarımızı ayakta tutmamız lazım.