Son zamanlarda Harvard mezunları bile zor iş buluyor gibi bir söylentiye denk gelmiş olabilirsiniz. Gelmediyseniz de böyle bir konu var. Bu tartışma, Wall Street Journal gazetesinin “Harvard MBA mezunlarının yüzde 23’ü, mezuniyetten üç ay sonra bile halen iş arıyor” istatistiğine dayanıyor.
MBA, işletme ve yönetim alanlarında uzmanlaşmak isteyen profesyoneller için tasarlanmış yüksek lisans derecesine deniyor. Haliyle, insanlar “Harvard MBA’nin bile iş garantisi sağlamadığı hayat, bize neler yapmaz?” diyor. Özellikle milenyum kuşağından bazı yetişkinler de “Kandırıldık, okuyunca iyi yerlere geleceğimizi sandık, tüm birikimimizi eğitime yatırdık ama maaşlı köleler olduk” diye isyanlarda. Eskiden iyi bir okuldan iyi bir bölümden mezun olmak birçok kapıyı açmaya yeterdi. Şirketler, iyi okul mezunlarını hızla işe alırdı. Bu doğru. Bu sistemin adı, meritokrasidir. Meritokrasi, bireylerin başarılarının kendi çabalarına bağlı olduğu fikrine dayanır. Ama Harvard’ın kariyer danışmanı Kristen Fitzpatrick bile “Harvard mezunu olmak artık yeterli değil” diyor.
STATÜ ÖLÇÜSÜ PARA DEĞİL
Yani CV’deki kaliteli üniversite, köşeyi dönmek için artık bir kriter değil. Güçlü bağlantılar ve sosyal beceriler ayırt edici oluyor. Buna şöyle bir analoji yapabilirim. Çok lüks mağazalardan, markalardan çuvallar dolusu alışveriş yapanları bugün şık, elit davetlerde kolay kolay görmezsiniz. En fazla TikTok’ta, Instagram’da Dubai’den paylaşımlarını görürsünüz. Ya da kutu açma videolarıyla sergilerler koleksiyonlarını. Bir çift şık Jimmy Choo ayakkabı, ‘doğru bir davetiye’ olmadan en fazla bu işe yarar. Yani iyi bir çevre, altın tepside sunulmaz; inşa edilir (Eski para -old money- kavramı da bu nedenle bugün görgülü sınıfı tanımlamak için kullanılıyor. Sosyal statüsünü sadece maddi varlıklarla değil; kültürel sermaye ve güçlü bağlantılarla kuranları kapsıyor).
MERİTOKRASİ MASALI
Ipsos’un araştırmasına göre Z kuşağının yüzde 38’i de artık kişisel çabayla yükselmenin mümkün olduğuna inanmıyormuş zaten! Baby boomer kuşağı, yani anne babalarımız “Çalış, kazanırsın” masalına halen inanıyor. Çünkü onların zamanında bu gerçekten böyleydi. Ama oyunun kuralları değişti. Nedeni de üst düzey okullara artık sadece başarılı, parlak gençlerin kabul edilmemesi; kayırmacılığın, torpilin daha çok işlemesinden dolayı güven azaldı. Yeni neslin sabırsız olması, sonuç almak için yıllarca beklemeyi göze alamaması da bir başka etken. O nedenle vurkaç borsa oyunlarını da eskisinden daha çok görüyoruz. Peki, meritokrasi öldü mü? Bugünün başarı anahtarı ne? Deneyim, çevre ve esneklik. Yani evet, iyi okullarda okuyarak yükselmek halen mümkün. Ama bu üç beceriyi de edinip yönetmeyi bilenler için.
YAPAY ZEKA SOSLU PARA SAVAŞLARI
Vurkaç borsa oyunları demişken... Çin’in yapay zeka aracı DeepSeek çıktı. ChatGPT’ye rakip olarak. O kadar gündeme getirildi ki borsalar sarsıldı. Dünyanın en zengin 500 kişisi, Çinli yapay zeka geliştiricisi DeepSeek ile bağlantılı olarak teknoloji hisselerindeki satış dalgası sonucu toplamda 108 milyar dolar (3.888 trilyon Türk Lirası) kaybetti. Toparlanacaktır. DeepSeek, söylendiği kadar güçlü değil, en azından ChatGPT kadar iyi bir yapay zekalı sohbet aracı değil. Ortada ciddi bir manipülasyon olduğu gerçek. Bu silkelemenin arkasında Elon Musk’ın parmağı olduğunu anlamak da zor değil. Eskiden ortağı sonradan düşmanı olduğu ChatGPT’ye karşı Çinli şirketi kendi sosyal medya platformu üzerinden parlattı. Donald Trump da daha ucuz bir yapay zeka uygulaması olan DeepSeek’in yarışa girişini olumlu olarak değerlendirdi. Bunu kendi endüstrileri için bir uyanma çağrısı olarak niteledi. Yani boynuzun kulağı geçmesi gibi bir durum yok. Borsada kağıtlarınız yoksa sizi ilgilendiren bir şey de yok.
Bir ben değilimdir herhalde...
* Cinsiyetsiz tuvaletlerden rahatsız olan... Bunun işletmeler tarafından kadın ve erkeklere sağlanan kolaylık değil, translara sunulan ayrıcalık olduğunu düşünen...
* Çocuklara her toplumsal felaket sonrasında “Ölüm nasıl anlatılır?”, “Facia haberi travması nasıl atlatılır?” soslu aşırı hassas, kırılgan yaklaşımda bulunanların yaratacağı toplumdan endişe duyan... Çocukların hayatın ve yaşadıkları toplumun gerçeklerinden koparılmasının sonuçlarından korkan...
* Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in Norveç, İsveç, Finlandiya başbakanlarını evinde “Tüm dünyayı mütevazılığımızla döveriz” temalı sofrada ağırlamasından etkilenmeyen...