YazarlarSesimi duy lütfen

HABERİ PAYLAŞ

Sesimi duy lütfen

Karşılıklı iletişim bozukluğundan muzdarip durumlardayız. Son günlerin flaş konularını başında yer alıyor. Televizyonlarda izlediğimiz tartışma programlarında zaten görüyoruz. Kim kime duma duma modundayız. "Haydi bastır" sloganlarının gizli haykırışlarını duyuyor görüyor ve anlamak istemiyoruz. Kendimizi ispat etme çabaları. Ne kadar konuşursak o kadar üstünlük yaratırız zannediyoruz. . Evren ve dünya kelimelerinin yarattığı karışıklığın içinde kalkamaz durumdayız. Hemen herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Eskiden tek doğru var sanırdık, şimdi herkesin bir doğrusu var.

Haberin Devamı

İnsan kendini ifade etmekte neden zorlanır? Neden düşündüğünü, hissettiğini bir türlü tam olarak istediği gibi anlatamaz?
Peki karşındaki insana SİZ kendinizi anlatırken neler hissedersiniz?

Güzel bir duygudur bir insanın seni anlaması ve seni onaylaması. Kişi kendi duygularıyla o kadar meşguldür ki; karşısındaki kişi dinlerken bile kendi duygularının etkisindedir. Çok az insan bir insanı anlar.

Bazıları anlatma özürlüdür. Ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü sonuca ulaşamaz. Eğer insan çok iyi bildiği bir konuda bile çevresindekilere kendini anlatmakta zorlanıyorsa hatta düşündüklerini anlatmak için çırpındıkça etrafındaki insanlar uzaklaşıyorsa sorun, o insanın tavır ve davranışlarındadır.

Elimizdeki iletişim aletleri bir dinamit misali. Eskiler boğazımız dokuz boğum konuşmadan önce düşünmelisiniz derdi. Oysa biz ne yapıyoruz bırakın düşünmeyi aklıma gelen ne varsa karşımızdakine telefon üzerinden kelime yağmuruna tutuyoruz. Kültür seviyesi zayıf olanlar için bir savaş meydanı. Sokaklarda, trafikte kapalı ortamlarda sosyal hayatta elinde küçücük bir alet bağıran bağırana. Ortalık yangın yeri. Her şey arapsaçı. İnsanlara, olaylara, kavgalara zamanla alışıyor, zaman içinde benimsiyor hatta duyarsızlaşıyoruz. Farkında olmadan umursamaz hale geliyoruz.. Evrensel kirlenmenin toksinleri içinde kayboluyor ve hangi vakit bu hale geldiğinizi anlayamıyorsunuz. Bizde çok değiştik. Her şey çok olağan geliyor. Aile ilişkilerinin değerini eksildikçe anlıyoruz. Eski albümleri karıştırırken görüyoruz ki; her yıl azalarak sadeleştirilmiş kesir sayılarına dönmüşüz. Hayatımıza daha sonra katılan kişileri eşelemekten birçok güzel insanları yok sayıyoruz.

Haberin Devamı

DÜNYA BENCİLLİĞE KOŞUYOR

Ne yazık ki, hayatı ‘Ben Merkezli’ görenlerin çoğunlukta olduğu bir dünya toplumu olduk. Hayatın bir bölümünde; kendi varoluşunu yetersiz görüp, yaşamındaki kişilere bağlı olarak mutlu olan insanlar topluluğu da mevcut. Mutluluk kavramını değerlendiren kişiler, mutluluk kaynağının çoğunu çevresel faktörlerin oluşturduğunu belirtiyorlar.. Oysa uzmanlara göre mutluluğun sırrı, kontrollü olmak koşuluyla biraz da bencil olmaktan geçiyor. Her yeri lüzumsuz bilgi kirliliği işgal etmiş durumda. Neyi ne kadar biliyor veya bilmediğimiz konuların bile ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz.

Tüm teknolojinin nimetlerine rağmen sesimizi duyurmak için sarf ettiğimiz çabalarında başında anlatamadığımız duygularımızla yaptığımız içsel savaşlarımız mevcut.

Haberin Devamı

Aysun bir türlü kayınvalidesini memnun edemediği için sürekli mutsuz, Osman yaşam şartlarının zorluğundan karısına ve çocuklarına zaman ayıramamakta ve mutsuz evliliğini kurtarma çabası içinde terapistlerin kapısını çalacak duruma gelmelerine ramak kalmış. Ekranların kadın programlarında sesini duyurmaya çalışan kadınlar ordusu. Sorunlarını ebeveynlerine anlatmakta zorlanan ergenler ve daha birçok konuların başında içine içine bağıran kalabalık bir zümre. İsteklerimizi duyurmak için gösterdiğimiz çabanın karşılığında karşımızdaki kişileri anlamak içinde kullansaydık keşke. Tek taraflı müziğin yanlış akorları içinde çığırtkan nüansız notalar. "Sesimi duy lütfen" diyen çığlıklarımıza yansıyan yine kendi yankılarımız. Bu dünya maalesef sınıfta kaldı.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder